Listee Account | Admin Account
 
 
PIERREMANU
  Digg It!

Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Blog Title: PIERREMANU

PIERREMANU

Blog Details

Overall rank: 4694995
Number of inbound blogs: 0
Number of incoming links: 0
RSS: RSS feed
ATOM: ATOM feed
Last update: 2008-10-21 15:14:00 GMT

Analytics

Incoming clicks since last reset: 1
Outgoing clicks since last reset: 116

Latest Posts

Sana ne oluyo Akbank?!


Tamam belki küçük şirketler işi yürütemeyecek duruma gelip adam çıkarabilirler de kocaman kocaman şirketlere ne oluyo? Paşazadelerin karı %5 azalmış. Vah vah! Ne yapsak ne yapsak? 1100 tane personelin işine son verelim! Ya çalışanlarının emeğiyle, teriyle, patlattıkları kafalarla deve yüküyle para kazanıyosun, iki dakka vefalı olur insan. Azıcık kadir kıymet bilir.

Dido - White Flag (live)


Budur. Kusur bulanla muhatap olunmaz.

.....

I know you think that I shouldn't still love you,
I'll tell you that.
But if I didn't say it, well I'd still have felt it
where's the sense in that?

I promise I'm not trying to make your life harder
Or return to where we were

Well I will go down with this ship
And I won't put my hands up and surrender
There will be no white flag above my door
I'm in love and always will be

I know I left too much mess and
destruction to come back again
And I caused nothin' but trouble
I understand if you can't talk to me again
And if you live by the rules of "it's over"
then I'm sure that that makes sense

But I will go down with this ship
And I won't put my hands up and surrender
There will be no white flag above my door
I'm in love and always will be

And when we meet
Which I'm sure we will
All that was then
Will be there still
I'll let it pass
And hold my tongue
And you will think
That I've moved on....

I will go down with this ship
And I won't put my hands up and surrender
There will be no white flag above my door
I'm in love and always will be

Well I will go down with this ship
And I won't put my hands up and surrender
There will be no white flag above my door
I'm in love and always will be

I will go down with this ship
And I won't put my hands up and surrender
There will be no white flag above my door
I'm in love and always will be

Yaşayan Ölü Rashard


Rashard Lewis ölmüş ama mezara koymamışlar. Geçen gece Orlando'nun sahasında Portland'a 106-99 yenildiği maçta tam anlamıyla rezalet bir görüntü içerisindeydi. Sanki maçtan bir saat önce hatunlarla seviş babam sevişmiş öyle maça gelmiş beyefendi. Uyuz eşek kıvamında dolandı durdu parkede. Hele bir üçlük attı maçta intihara sürükler adamı. Potaya yetiştiremedi topu. Potaya yetiştirmeyi bırak topla pota arasında yirmi santimlik mesafe vardı. İnsan olan uyuyamaz günlerce o şutu attıktan sonra. Oturur salya sümük ağlar bi köşede. Tabi aldı mis gibi kontratı yat allah yat! Ben bu adama Seattle'da oynarken all-star oylamasında oy atmış insanım ona yanıyorum. İyi kontrat alması gerekiyomuş gerçek karakterini görebilmek için. İyi günlerde harcasın şimdi o paraları.

Hidayet 35 sayı 4 ribaund 3 asistle oynadı maçta. 35 sayı atmasına rağmen beğenmedim oyununu. İşi gücü hücumdu maçta. Savunmayı pek sikine sallamadı. Hidayet blok hariç basketbolda yapılabilecek her şeyi yapmaya muktedir çok yönlü bi adam. Savunmayı becerebilmesine rağmen yapmayınca (yapamayınca demiyorum) hiç hoş bi görüntü olmuyo Hido için. Bir de sanki biraz burnu büyümüş kendisinin. Hido her daim biraz artist biriydi ama jestler, mimikler, tripler, reaksiyonlar falan biraz daha böyle ben büyük oyuncuyum havasına girmiş. Pek hoş olduğunu söyleyemem. Bir de Hidayet'in yıllardır turnike esnasında yaptığı top kayıplarında ellerini yanlara açarak havaya zıpladığı komik bir hareket şekli var. Yıllardır birileri uyayır ya da kendisi izlerken farkeder diye düşünüyorum ama hiçbir değişme yok. Çok önemi yok fazlasıyla gülünç gözükmesinin dışında. Ya da faul yaptırma çabasının şekillendirdiği bu hareketi pek beceremiyo Hido. Neyse çok önemi yok dedim ama aslında var. İmaj her daim önemlidir basketbolda, özellikle de NBA'de.

Orlando geneline gelirsek... Maçın son anlarında topu tamamen Hido'ya teslim ettiler. Hido yapsın birşeyler kıvamında bitirdiler maçı. Tamam Hido büyük oyuncudur ama maç sonunun tamamen kendisine bırakılabileceği kadar değil. Gerçi bu işler için alınan Lewis cesedi için mezar beğendiği için çok fazla da yapabilecekleri birşey yok. Topu Howard'a verseler faul yapacaklar o da saçmalayacak faul çizgisinde. Nelson zaten evlere şenlik bi oyun kurucu. Geri kalan da Pietrus, Bogans, Battie, Reddick, Jonhson ve Cook olduğuna göre bu Orlando'dan bi halt olmasını beklememek lazım. En fazla play-off'a kalırlar ve yine ilk turda ezilirler Celtics, Pistons, Cavaliers veya bir başkasının ayakları altında.
PIERREMANU

Salaklık parayla değil


2007'de Atina'da oynanan Şampiyonlar Ligi Finali için hazırlamışlardı üzerinde "Road to Athens" yazan t-shirtler. Başkan Canaydın'ın ve birkaç futbolcunun da katıldığı bir şovla tanıtmışlardı o t-shirtleri. Ümit Karan'ı çok net hatırlıyorum örneğin üzerinde t-shirtle sahte gülücükler satarken. O zaman GS'li arkadaşlarıma komik durumlara düşeceklerini söylemiş ve ilerleyen zamanlarda da fazlasıyla kafa yapmıştım kendileriyle. Hesapta Atina'ya gidiyordu ezeliler ama grupta sonuncu olup, kendilerinin öküzce üreterek isim patentine sahip oldukları "Annelerinin Ligi"ne kepçe sallamışlardı. Yine bir t-shirt hazırlamışlar maçtan önce. Nato mermer nato kafa ezeli rakip örneği. Allah akıl fikir versin. Ya da vermesin böyle iyi.

Kural No.1 : Mücadele


Oyun: Futbol. Oyunun 1. kuralı: Mücadele. Önce mücadele edeceksin. Öncelikle fiziki mücadeleyi kazanacak, ayakta kalacaksın. Ama Arsenal maçındaki gibi sadece mücadele etmekle yetinmeyeceksin. Kazanmak için hamle yapmayı da unutmayacaksın mücadele ederken. Ama en kötü ihtimalle mücadele edeceksin. En azından bunu yapacaksın.

Sahada, tribünde bayılana kadar savaşacaksın.

Saha içinde deli edeceksin rakibini. Omzunu koydunmu indireceksin yere. Ufaktan ufaktan ısıracaksın. Sadece rakip değil, çimler bile isyan edecek mücadelenizden. Yiyeceksiniz çimleri. Maçın ertesi günü yataktan kalktıklarında, rakiplerinizin her yeri ağrıyacak, oraları buraları şişecek, moraracak, çürüyecek. Topa gireceksiniz ama sert gireceksiniz. Bugün maçın sonlarındaki bir pozisyonda Selçuk'un top Arda'nın ayağındayken rakibine müdahale ettiği gibi yapacaksınız müdahalelerinizi. Topa, nizami ama gayet sert. Lugano gibi misal. Rakipleriniz bugünkü Arda'nın Selçuk'a baktığı gibi sik sik bakacaklar arkanızdan. Rakiplerinizi sizle oynadıklarına pişman edeceksiniz. "Yeter amına koyyim bitsin şu maç artık" dedirttireceksiniz. Hırsınızdan kuduracaksınız, ama kontrollü olmayı da başarabileceksiniz.

Tribünde yıkacaksınız ortalığı. Tezahürat olup bineceksiniz rakiplerinizin tepesine. Atmosfer olup yağacaksınız sahaya. Yasal yollardan doping olacak, enerjinizle futbolcularınızın bacaklarına nüfuz edeceksiniz. Futbolcunuzun takati kalmadığında son müdahale, ya da son vuruş gücünü siz vereceksiniz. Evlerinize kesinlikle seslerinizle dönmeyeceksiniz. Seslerinizi bırakacaksınız stadınızın semalarına. Birkaç gün konuşamayacaksınız. Maçı kazanmak için mücadele ettiğinizi ve bu mücadele içerisinde size de görev düştüğünü unutmayacaksınız. Kazanılan ya da kaybedilen maçlarda ve kupalarda sizin de payınız olduğunu aklınızdan çıkarmayacaksınız. Karabasan gibi çökeceksiniz rakibinizin üstüne. Deliler gibi tezahürat edeceksiniz. Gerekirse o kadar çok bağıracaksınız ki, tezahüratlarınızla stadı yıkacak ve orada öleceksiniz. Asla ama asla rakibi alkışlamayacaksınız. Rakip şiir gibi top oynayıp kazansa bile rakibi alkışlama gafletine düşmeyeceksiniz. Her koşulda rakibi o sahada top oynadığına pişman edip öyle göndereceksiniz. Kazansalar bile kazandıklarına pişman edeceksiniz.

O stadyum, o saha, o tribünler sizin eviniz. Orayı sizin için cennet, rakipler için cehennem yapacaksınız.

Taraftar çok fazla şey istemez. Mücadele etmek kafidir. Formanın hakkının verilmesi kafidir. Bu geceki gibi.
.....
İki sene önce, Fenerbahçe'nin Efes Pilsen'i süpürüp parkeye serdiği 4-0'lık Play-off final serisi ikinci baçından sonra basın toplantısında Aydın Örs:

"Oyuncularım o kadar hırslı ve arzulular ki neredeyse parkeyi yiyecekler."

PIERREMANU

Galatasaraylılık Kültürü


Ezelilerin şu zırt pırt lafını ettikleri meşhur "Galatasaraylılık Kültürü" nedir söyliyim. Uçana, kaçana, ota, boka, kısacası her naneye itiraz. Bir camianın topçuları yıllardır her şeye itiraz ederler mi ya?! Ediyorlar işte. En iyi yapabildikleri şey bu. İtiraz! Bu konudaki son bayrak adamları da Arda!

Geleneksel Kadıköy Aslan Terbiyesi Şenlikleri




Lig maçlarında Kadıköy'de üst üste dokuz oldu. Çıkarmadan dokuz. Kondisyon gayet iyi. NKCVAS!

Scarlett Johansson; "Yesterday is here (Live)"


If you want money in your pocket
And a top hat on your head
And a hot meal on your table
And a blanket on your bed
Well, today is gray skies
Tomorrow is tears
You'll have to wait till yesterday's here

Well, I'm going to New York City
And I'm leaving on a train
And if you want to stay behind
And wait till I come back again
Well today's gray skies
Tomorrow is tears
You'll have to wait till yesterday's here

If wanna go where the rainbows end
You'll have to say goodbye
All our dreams come true
Baby up ahead
And it's out where your memories lie

Now the road is out before me
And the moon is shining bright
What I want you to remember
As I disappear tonight
Well, today is gray skies
Tomorrow is tears
You'll have to wait till yesterday's here

Leeds United; "Marching on Together"


Here we go with Leeds United
We're gonna give the boys a hand
Stand up and sing for Leeds United
They are the greatest in the land

Every day, we're all gonna say
We love you Leeds! Leeds! Leeds!
Everywhere, we're gonna be there
We love you Leeds! Leeds! Leeds!

Marching on together
We're gonna see you win (na na na na na na)
We are so proud
We shout it out loud
We love you Leeds! Leeds! Leeds!

We've been through it all together
And we've had our ups and downs (ups and downs!)
We're gonna stay with you forever
At least until the world stops going 'round

Every day, we're all gonna say
We love you Leeds! Leeds! Leeds!
Everywhere, we're gonna be there
We love you Leeds! Leeds! Leeds!

Marching on together
We're gonna see you win (na na na na na na)
We are so proud
We shout it out loud
We love you Leeds! Leeds! Leeds!



Fatal Rivalries; "Grasshopper-FC Zürich"


Grasshopper-Club Zürich
Kuruluş Tarihi: 1886
Renkleri: Mav-Beyaz
Mekan: Zürich-İsviçre
Stadı: Letzigrund
Takma Adları: GC, GCZ
Psikopata Bağlamış Taraftar Grubu: Estrade Ost

FC Zürich (Fussballclub Zürich)
Kuruluş Tarihi: 1896
Renkleri: Mavi-Beyaz
Mekan: Zürich-İsviçre
Stadı: Letzigrund
Takma Adları: FCZ, FC Züri
Psikopata Bağlamış Taraftar Grubu: Zürcher Südkurve

Marko Jaric & Adriana Lima


Evolution of Badges - "Milwaukee Bucks"


Fenerbahçe'nin büyüklüğü


Fenerbahçe zor bir takım; böyle olduğu için, belki de sadece bu nedenle ona duyulan sevgi, özlem daha fazla…

Ama hep yanımızda; Fenerbahçe terk etmeyen, yarı yolda hiçbir şey söylemeden, tam inanmışken bırakıp gitmeyen sevgili/dost ve işte bu yüzden büyük bir aşk/güven…

Nazım'ın dizelerindeki gibi, "O gider, bu gider, şu gider, dostluk (Fenerbahçe), sen yanı başımızda kalırsın…"

.....

Oysa ne demiş, büyük üstat İslam Çupi, "Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz"…

Tamamı için...

Kaynak: ntvspor.net, 2 Kasım 2008, Cevahir Evren

Scarlett


Scarlett Johansson is directing Kevin Bacon on the set of the film "New York, I Love You".

The 'Hand of God' church




We are now in the year AD 43 - After Diego - according to a group of eccentrics in the Argentine city of Rosario.

They have set up the first Maradonian Church, a religion dedicated to the worship of Argentina's - and they would argue the world's - greatest ever footballer.


.....


Last week he declared himself touched by the celebrations at the Hand of God chapel in Rosario.

But in his long battle against his drug problems there must have been times when he wished that the 'Hand of God' had touched someone else.


Kaynak: bbc.co.uk, 4 Kasım 2002, Tim Vickery

Garnett, Pierce, Allen & the Champion: Boston Celtics





Milt Palacio


"I have never been around fans like this before in my life, and I don't know if I ever will again. But this time, I mean to tell you, I had goosebumps when we run out of the tunnel and onto the floor. I was like: wow! Whole gym was packed and cheering for our layup line. I walked over to Mike Batiste from Panathinaikos. He said: Have ever seen anything like this? We are going to have fun tonight! The next day I was hoarse, and that never happened before in my life. I was telling my brother later that it was impossible to describe. You can't compare it to Duke or NBA playoffs or anything else in America."


Milt Palacio


Partizan playmaker said about the atmosphere on Partizan-PAO match.

Top-10 NBA Jerseys Sold in Europe



Avrupa'da en çok bu formalar satılmış. Basketbol tarihinin en antipatik adamlarından Kobe'nin ilk sırada olmasının akılla, mantıkla ya da hurafelerle açıklaması yok. İzahı yok, yok, yok...

1. Kobe Bryant, Los Angeles Lakers
2. Kevin Garnett, Boston Celtics
3. Pau Gasol, Los Angeles Lakers
4. LeBron James, Cleveland Cavaliers
5. Tony Parker, San Antonio Spurs
6. Allen Iverson, Denver Nuggets
7. Andrea Bargnani, Toronto Raptors
8. Dwyane Wade, Miami Heat
9. Marco Belinelli, Golden State Warriors
10. Jose Calderon, Toronto Raptors

Ben 10 forma alsam şunları alırdım:

1- Emanuel Ginobili
2- Kevin Garnett
3- Dwyane Wade
4- Hidayet Türkoğlu
5- Andrei Kirilenko
6- Steve Nash
7- David Lee
8- Andre Iguodala
9- Amare Stoudamire
10- Chauncey Billups

Assane N'Diaye


Kadrosuna dahil etmeyenin ağzının ortasına çakıldığı CM 2001-2002'nin en büyük topçularından biri. 10 numara bir DMC. Ortalama 700 bin $ gibi bir tutara alınıyor. Ben en fazla 1.100 ödeyerek almıştım kendisini. Çok da sadıktır bu adam. Vasat bir takımı da yönetseniz az buçuk başarılıysanız hiç huzursuzluk yapmaz. Kendisini bir ara Manu, Barcelona, Milan, Real vs. gibi takımlar ister. O aralar gidicem ayakları falan yapar, ama sonrasında vazgeçer. Futbolu bırakana veya siz satana kadar deli gibi top oynar. Ayrıca likiditesi yüksektir. İstenildiği anda 15-20 milyon $ civarında nakite çevrilebilir. Yanılmıyorsam en fazla 27 milyon civarında bi paraya okutabilmiştim. Süper bi CM fenomenidir kısacası.

Gerçek hayatta bir numara olmadı kendisinden. Shakhtar'dan sonra eski takımı ASC Jeanne d'Arc'a geri dönmüş. Ve ilginçtir, daha doğrusu ben bilmiyordum bunu; kendisi 13 Şubat 2008'de Senegal'in başkenti Dakar'da ölmüş. Niye öldüğünü bilmiyorum. Araştırmadım da açıkçası. Kendisine rahmet dilerken bizler onu transfer etmeye devam edicez. Yapacak bişey yok.

İsim: Assane N'Diaye
Doğum Tarihi: 1 Ağoutos 1974
Doğum Yeri: Nguekoh, Senegal
Ölüm Tarihi: 13 Şubat 2008
Uyruk: Senegal
Pozisyon: DMC, DC
Oynadığı Kulüpler: ASC Jeanne d'Arc ve Shakhtar Donetsk
Milli Takım: Senegal - 37 maç

Yusuf Simşek Fraksiyonu!


Pele'yi izleyemedim. Maradona'yı ise çok az. Sanırım benim neslimin izlediği en büyük futbolcu Zinedine Zidane. Ha Zidane'dan çok daha fazla sevdiklerim var Totti gibi, Del Piero gibi, Van Hooijdonk gibi, Bergkamp gibi, Litmanen gibi, Ginola gibi bu ayrı bir konu. Daha birçok adam var bunların içinde. Steven Gerrard mesela. Faal futbolcular içerisinde en iyisi bence. Zidane mı Gerrard mı derseniz Gerrard derim ben düşünmeden. Ancak benim neslimin genel kanısı Zidane'ın bizim adamakıllı izlediğimiz en iyi futbolcu olduğu.


Ancak Yusuf Şimşek gibi çalım atanına hiç şahit olmadı benim gözlerim. Nuno Capucho ve Rui Costa atardı Yusuf'un çalımlarına benzerlerini bir zamanlar. Ancak sadece benzerlerini atabilirlerdi. Yusuf gibi yürüye yürüye, gezine gezine, dolana dolana, kaykıla kaykıla, keyif yapa yapa, kafa bula bula, gerine gerine, usul usul, tereyağından kıl çeker gibi kolaylıkla çalım atabilen başka birisini görmedim. Var mı onu da bilmiyorum. Bilen varsa söylesin öğrenelim. Kendisini ilk olarak bir Gassay-Denizlispor maçında seyretmiştim. Bülent Korkmaz'ı çarşı-pazar dolaştırıp deliye döndürmüş beni de ekran başında zevkten kudurtmuştu.


Yusuf Fenerbahçe'de oynarken aramızda çok fazla muhabbetini yapardık üniversite tayfasıyla. Hastasıydık kendisinin. Maçlarda Yusuf'a özel tezahüratlar falan yapardık "Yusuf iki çalım atsanaaaaaaa, atsanaaaaaa, atsanaaaaaaaaa" gibisinden. Hatta kendisi Esra Balamirle idman yaptığı dönemde sefilleri oynarken bile inatla devam ettirirdik bu tezahüratları ve sanattan anlamayan lavukların tepkileriyle de cebelleşmek zorunda kalırdık.


Şimdi asıl konuya giriyorum. Yusuf Şimşek, Türkiye'nin ve tüm dünyanın kültürel ve bilimsel bir mirasıdır ve acilen korunmaya alınmalıdır. Yusuf'un pazara adam değil ordu yollayan sanatçı bilekleri ve çalım yeteneği üzerine bilimsel araştırmalar ve çalışmalar yapılmalıdır. Büyük müzisyenler, kendisi için senfoniler, konçertolar, marşlar ve şarkılar bestelemeli, ressamlar Yusuf Şimşek'i resmetmeli, heykeltraşlar her türlü maddeden Yusuf heykelleri yapmalı, şairler Yusuf hakkında epik, lirik, didaktik midaktik her türden şiirler yazmalı, edebiyatçılar Yusuf'a ilişkin her edebi türde eserler kaleme almalı, kendisinin balmumundan heykelleri yapılıp Madame Tussouds ve bunun gibi bütün müzelere konulmalı, dünyada stadyum, cadde, sokak, bulvar, alışveriş merkezi, sanat merkezi, müze, kent meydanı vs. gibi bilimum yerlere "Yusuf Şimşek" adı verilmeli, tüm dünyada Yusuf Şimşek'i koruma kanunları çıkarılmalı, kendisi hakkında ters konuşanların ağızlarının ortasına çakılmalı, geçmişte ters konuşmuş olanlar itirafa zorlanmalı ve onlara da aynı muamele yapılmalı vs. vs. vs. Çok acil olarak tüm dünya işi gücü bırakıp bu saydıklarımı ve oluşturulacak uluslararası bir konsorsiyumun alacağı bu saydıklarıma benzer faaliyetleri yerine getirmek için seferber olmalıdır. Ya da konsorsiyumu siktir edin, tüm dünya yukarıda saydıklarımı ve buna benzer sayacaklarımı yerine getirmek için ivedi olarak harekete geçmelidir. Yusuf Şimşek ve bilekleri nadide bir yaratıktır ve bunları kesinlikle hak etmektedir. Espri falan yapmıyorum, gayet ciddiyim. Yusuf Şimşekle aynı dönemde yaşıyoruz. Silkinin, bunun farkına varın ve buna layık olun.


PIERREMANU

Derdin nedir Ragıp?


Bu sevimsiz vatandaşın derdi nedir öğrenmek lazım. Her Fenerbahçe maçındaki Hasan Şaş esintili özel yapım birikimli çirkef tavırlarının temeli neyse düzenlesin bir basın toplantısı anlatsın öğrenelim sıkıntısını.

Rakip savunmaların kucağında bir yalnız adam: Güiza




bir ben miyim perişan
gecenin karanlığında
yosun tuttu gözlerim
yalnızlar rıhtımında

bütün gece ağladım
dalgalar kucağında
yosun tuttu gözlerim
yalnızlar rıhtımında

bir beni mi unuttular
uçup gitti martılar
geceler ben ve deniz
yalnızlar rıhtımında

bütün gece ağladım
dalgalar kucağında
yosun tuttu gözlerim
yalnızlar rıhtımında

yalnızlar rıhtımında
yalnızlar rıhtımında
yalnızlar rıhtımında...

Erkin Koray

Hedef değiştirmek lazım...



Liverpool'dan 8 yiyip rekor kırmışlardı. Liverpool o gün bu kadar gol pozisyonu yakalamamıştı. Rakip biraz daha becerikli olsaydı Kharkiv karşısında çok rahat düzinelik olurlardı. Bence Beşiktaş'ın Avrupa kupalarında muazzam bir potansiyeli var gol yeme konusunda. Bence bunu kullanmalılar. Hedef UEFA'da da rekor olmalı önümüzdeki seneler. UEFA Kupası'nda bir maçta en çok gol yiyen takım olmayı hedefleyebilir BJK. Çok gerçekçi bir hedef bu. Hem bu şekilde isim de yapmış olurlar Avrupa'da ve dünyada. Çok mantıklı. Ye Allah ye hedefi!

Tarihten bir yaprak: Goal number 8! Crouch!

Serena Williams Case





Serena Williams'ın babası Serena'nın en son Ebony dergisine verdiği yukarıdaki pozlardan sonra kızına sinirlenmiş. Çok saçma. Şimdiye kadar gözünde perde mi varmış? İlk defa mı poz vermiş Serena? Serena Williams, Bethanie Mattek ile birlikte en teşhirci tenisçilerden birisi. Kanımca teşhircilik konusunda Mattek'i suya götürür susuz getirir aklını alır. Bu nedenle sinirlenmek fazlasıyla rötarlı bir tepki olmuş. Zaten bu kadının kankaları Paris Hilton ile Kim Kardashian değiller mi? Yakın gelecekte seks kasedi çıkma potansiyeli yüksek bir şahsiyettir kendisi diye düşünüyorum. Hatta birgün kortta striptiz yapacak diye bir tahminim var. Bir zamanlar Playboy teklif yapmıştı kendisine ama kabul etmemişti. En azından bir ara Playboy'a soyunur dökünür bu monster booty hatun diyorum ben.
Kızını dövmeyen dizini döver demiş cet. Bakalım Serena'nın babası sinirlenme konusunda ne kadar geç kalmış. Buyrun History of Serena:













Unidentified Junkie Object




Bu Kate Moss'a yapılan güzellik tanrıçası muamelesi ne ayaktır? Hayır kör müyüz? Çıksak az buçuk kalabalık bir mekana bu hatundan fersah fersah daha güzel bi ton hatun görmüyo muyuz? Görüyoruz. Peki ne iş? Kıç desen kıça benzemiyo, meme desen nerdeyse hiç var olmayacaklarmış, bacaklar Safinaz modeli çırpı, ağız-burun-kaş-göz-saç-baş gayet sıradan. Beğendiği hatunlar içerisine Kate Moss'u koyana da hiç denk gelmedim. Bu nedenle anlamış değilim bu hatuna yapılan muameleyi. Sıradan tahta kurusu manken tiplerinden birisi işte. Ama niyeyse som altından heykelini yapıp koymuşlar British Museum'a. Heykeltraş Marc Quinn "günümüzün Afroditi" demiş kendisi için. Ya götünden Afrodit uydurma defol git bi çay koy Marc!

 
 
 

Copyright 2006-2007 OnToplist.com, All Rights Reserved
Powered by OnToplist.com :: blog directory and blogging community.